Human Capital Management

HR trends of 2015

2015 İK için Ne Demekti

Andy Campbell,
Oracle HCM Strateji Direktörü @axcampbe


Yıl sona ererken Andy Campbell, 2015 yılındaki belli başlı İK trendleriyle ilgili Oracle’ın bakış açısını anlatıyor

Andy Campbell

Andy Campbell, Oracle HCM Strateji Direktörü

Bir yılı daha geride bırakırken geçtiğimiz yılın analizini yapmanın zamanı...

Ve konu İK ile bulut uygulamaları olduğunda, diyeceğimiz tek şey: ‘Ne yıldı ama’. İK nın uygulanma şeklini dönüştüren birçok önemli trendin doğuşuna tanık olduk ve bu trendlerin önümüzdeki yılda da etkisini büyük oranda koruyacağı görünüyor. İşte bunlar arasında bana göre en önemlisi olarak nitelendirebileceğim dört trendle ilgili görüşlerim:

  • Yıllık değerlendirmenin sonu. 2015 hiç şüphesiz, çalışan performansını ölçmenin bu statik ve yararsız yolunun sona erdiği günlerin başlangıcıydı. Muhtemelen bu durumu kanıtlayan en önemli olay, Temmuz ayında Accenture’ın her zamanki yıllık inceleme sürecini terk edeceğine dair yaptığı duyuruydu. Accenture’ın bu kararı, Deloitte’un yılın başlarında aldığı karara (Harvard Business Review)’da ayrıntılarını bulabilirsiniz) benziyordu. Bu gibi büyük çaplı danışmanlık kuruluşlarının, yıllık incelemelerin artık işe yaramadığını söylemeleri, İK topluluğunda büyük bir etki yarattı, artık herkes ‘Kral çıplak’ diyebilecekti! Bu sayede bu eskimiş sürecin olmadığı bir dünyanın hayalini kurabileceğiz. Gelecekte performans yönetiminin daha çok sonuç odaklı yaklaşımlara dayandığını ve geri bildirim mekanizmalarının hem daha çok hem de mevcut iş gücü ile paralel bir şekilde kullanıldığını ve tercih edilen çalışma şekillerinin bunlar olacağını görebileceğiz.
  • Yüksek profilli bilgisayar korsanlıkları ve veri güvenliği sorunu. 2015, ünlü Ashley Madison verilerinin çalınmasından tutun kısa zaman önce yaşanan TalkTalk sistemlerindeki ihlale dek bir dizi önemli bilgisayar korsanlığının yaşandığı yıl oldu. Her ne kadar bu iki vakada da müşteri verileri hedef alınmış olsa da çalışanların verileri üzerindeki etkiler gözardı edilemez. Ama ilginç olarak, Oracle’ın açısından bu durumu ele aldığımızda güvenlikle ilgili tartışmaların bulut çözümlerin lehinde geliştiğini görüyoruz. Gittikçe daha fazla sayıda işletme, çalışan verilerini kendi bünyelerindeki ekiplerin ellerine teslim etmektense bulutta saklamanın ve bu sayede de bu verileri, verilerinizi korumak için en son güvenlik teknolojilerine sahip olan ve, daha da önemlisi, uçtan uca şifreleme imkanı sunan uzmanların eline bırakmanın güvenlik açısından daha faydalı olduğunu görüyor.
  • Çalışanlar kontrolü alıyor: Araştırmacı ve danışman Josh Bersin’in sözleriyle ifade etmek gerekirse: yetenek savaşında kazanan yetenek oldu. 2015 yılında çalışanların gündemi belirlediklerini ve işverenlerinden esnek çalışma saatleri ve kendi cihazını kullanma talebinden tutun kafeteryada en sevdikleri kahve markasının yer almasına dek artık daha fazla şey istemeye başladıklarını gördük. Çalışanlar açısından iş ve özel hayat arasındaki farklılık azalmaya başladı ve gittikçe daha fazla sayıda çalışan katılımcı ve işbirliğine dayalı, ancak kendi şartları doğrultusunda düzenlenen, bir çalışma ortamını talep etmeye başladı ve rekabetin gittikçe daha arttığı günümüz dünyasında bu taleplerin yerine getirilmemesi durumunda çalışanlar kolay seçeneğe başvuruyor: ayrılmak. Ancak bu ‘her zaman açık’ kültürü, işle oyun arasındaki çizgileri bulanıklaştırdığından çalışanlarımıza yaptığımız taleplerin artmasına ve ileri gitmesine de neden olabilir. Bir sonraki blog yazımda da anlatacağım üzere, bu durumun 2016 yılında İK ekipleri açısından önemli etkileri olacaktır.
  • İK, bulut konusunda stratejik bir önem kazandı: Pazar olgunlaştıkça geçtiğimiz yıl İK bulut alanının birçok kuruluş tarafından ciddi bir şekilde ele alındığını gördük. Bir süre önce insanlar İK bulut uygulamalarına ‘her soruna tek çözüm’ yaklaşımının uymadığını fark edince daha stratejik bir bakış açısının vakti gelmişti. İK organizasyonları bu soruna, bulut hizmetlerine daha eleştirel bir gözle yaklaşarak yanıt verdi. Tarafsız ve basit kriterler doğrultusunda taktiksel kararlar vermek yerine satın alma kararlarını almadan önce artık uzun yolu tercih ediyorlar. İK fonksiyonlarının bir bütün halinde sunulduğu çözümler yerine entegrasyon, güvenlik, yönetim bilgileri gibi konuları ve PaaS ve geniş çaplı uygulama ayak izleri gibi bulutu genişletilebilen araçları değerlendirmeye alıyorlar. Bulut piyasasının yeni bir olgunluk seviyesine eriştiğini göstermesi ve işletmelerin önümüzdeki yıllarda teknolojilerden gerçekten önemli stratejik iş faydaları elde edebileceğini fark etmeleri açısından tüm bunlar oldukça olumlu gelişmeler.

İşte 2015 kısaca böyle geçti. Ama sorulması gereken soru 2016’nın bizim için neler getireceği. Gelecek yazılarımda bu konulara değineceğim.