İnsan Sermayesi Yönetimi

Andy Campbell

Çalışanlarınızla Etkileşim
Kurmak İçin Sosyalleşin

Andy Campbell, Oracle HCM Strateji Direktörü @axcampbe


Tatilden döndüğünde birikmiş binlerce okunmamış e-postası olduğunu gören veya tüm şirketi kapsayan ‘tümünü yanıtla’ yapılarak gönderilmiş e-posta zincirinin karmaşasından bir türlü çıkamayan herkes dijital teknolojilerin etkin iletişimin düşmanı olduğunu düşünebilir.

Ancak ‘yanlış yapmak’ ile ‘yanlış şeyi yapmayı’ karıştırmayın. Dijital teknolojiler hala geçerli bir etkileşimin anahtarı konumunda, yapmamız gereken ise bu teknolojileri daha iyi bir şekilde kullanmak.

Şirketinizin kullanmanız için ilk kez bir BlackBerry veya dizüstü bilgisayar veya akıllı telefon verdiği günü ya da sistem ve klasörlere uzaktan erişebilmemiz için gereken kurulumun yapıldığı günü muhtemelen hatırlıyorsunuz. O günden bu yana hem işbirliği teknolojileri hem de sosyal medya platformları hiç şüphesiz dijital etkileşimi bambaşka seviyelere taşıdılar.

 Tüm bunlara ek olarak ister genç ister yaşlı olsun tüm personel, kişiselleştirilmiş bir çalışma deneyimi istiyor.  

Ancak madalyonunun bir de öbür yüzü var. Kişisel verilerimiz artık neredeyse tamamen şeffaf bir vaziyette. Yaşadıklarımızı ne kadar kendimize saklamaya çalışsak da hayatlarımız ve yaptıklarımız ekranın öbür ucunda. Bu da insanların birlikte çalışma ve etkileşimde bulunma şeklini değiştirirken, şirketleri de çalışanlarını yönetme şekillerini yeniden düşünmeye zorluyor.

Bu değişimleri ilk günden bu yana gören ve yaşayan bizler, bazen gönülsüzce bazen coşkuyla bu değişimleri benimsedik ama iş hayatına yeni başlayan günümüz gençleri ise hayatlarında bugünkünden daha farklı zamanları hiç görmediler. Günümüzde, teknolojiyi kişisel hayatta kullanma şekli onun işyerinde de nasıl kullanılması gerektiği ile ilgili düşünceleri şekillendirmiş durumda olan doğuştan dijital bir nesil var.

Modern işgücünün işverenlerinden talep ettikleri geçmiştekilere göre çok daha fazla ve yeteneğe yönelik talebin çok yüksek olduğu ve özellikle de daha genç yaştaki çalışanların sadakate fazla önem vermediği bir dünyada şirketlerin, en yetenekli çalışanlarını elde tutmak istiyorlar ise bir adım öne çıkarak bu beklentileri karşılamaları gerekiyor.

İşbirliği yapın ve dinleyin

 İşbirliğine dayalı bir kültüre sahip olan bir şirket, departmanlar arasındaki hayali engelleri yıkarak çalışanların birlikte daha verimli şekilde çalışabilmelerini ve yenilikleri daha hızlı keşfedebilmelerini sağlar.  

Tüm bunlara ek olarak ister genç ister yaşlı olsun tüm personel, kişiselleştirilmiş bir çalışma deneyimi istiyor. Şirketlerin müşterilerinin her birinin kendine özel ihtiyaçları ve tercihleri olduğunu anladığı gibi her bir çalışanının da beslenmesi gereken farklı yetenekleri ve arzuları olduğunu fark etmesi gerekiyor. Etkileşimli bir işgücüne sahip olmanın ve bunu sürdürmenin ardında yatan sır bu.

İşverenler, sosyal medya etkileşimini esas alan bir kültür geliştirmelidirler. Ama bunun anlamı tüm personeline gün boyunca kedi veya bebek resimlerini ‘beğenmeleri’ için Facebook’ta gezinmelerine izin vermekten ziyade insanların konu iş olduğunda da rahat ve sorunsuz bir şekilde etkileşim kurmak istediklerini kabul etmektir. Çünkü çalışanlar, meslektaşlarıyla bilgileri hızlıca paylaşmak, fikirlerini anında öğrenebilmek ve işi en iyi şekilde yapabilmek için meslektaşlarının uzmanlıklarından kolayca faydalanabilmek isterler. 

İK ekiplerinin bu kültürü teşvik etmede ve şirkete, çalışanlarının etkileşimde bulunmasını sağlayacak yöntemi belirlemeye yardımcı olmasında önemli bir rolü bulunur. Verdiğimiz Facebook örneği önemsiz görülebilecek bir örnek değildir. Bir arkadaşın nasıl olduğunu neler yaptığını, yakın gelecekte neler yapmayı planladığını öğrenmek için Facebook’tan faydalanılabilir. Ayrıca kendilerine yaklaşmakta olan bir seyahat hakkında bilgi verebilir veya yayınlamış oldukları bir mesaja yorum da bırakabiliriz. Hızlıca etkinlik düzenleyebilir veya bir grup kişiyi organize edebiliriz.

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü üzere sosyal işbirliği mevcut tüm engelleri yıkmaktadır. İnsanlara, paylaşmaları, birbirlerinin bilgi ve becerilerinden yararlanmaları ve sorunlara yenilikçi çözümler bulmaları için çok daha fazla fırsat sunmaktadır. Bu avantajlardan profesyonel bir ortamda da faydalanılabilir. İşbirliğine dayalı bir kültüre sahip olan bir şirket, departmanlar arasındaki hayali engelleri yıkarak çalışanların birlikte daha verimli şekilde çalışabilmelerini ve yenilikleri daha hızlı keşfedebilmelerini sağlar. 

Birim yönetimleri de sosyalleşmeli

 Cazip bir iş yeri kültürü, potansiyel çalışanlara ve gelecekte işe alınacaklara da daha cazip görünecektir.  

Daha sosyal bir çalışan etkileşiminin, yönetimin iyileştirilmesinde önemli bir rolü vardır. Bazı kuruluşlar çalışanları yönetmek için hala çoğunlukla manüel süreçlere, statik belgelere ve önceden belirlenen gözden geçirme dönemlerine ağırlık vermektedir. Ancak bu yaklaşım, çalışanlara gerçek anlamda fayda sağlamak için ihtiyaç duyulan akıcılıktan, hızlı geri bildirimlerden ve karşılıklı iletişimden yoksundur. Modası geçmiş olduğu gibi, bir de işletmelerin çalışanın gelişimine fazla ilgili olmadıklarını ve nihayetinde de personeli hüsrana uğrattıklarını gösterir.

Bir çalışanın, iş yerinde elde ettiği başarıları kendi yöneticisiyle paylaşıp yöneticisinden geri bildirim alabilmesi, kişisel hayatındaki başarılarını kendi özel Twitter veya Facebook ağından paylaşabildiği kadar kolay olmalıdır. Yönetici ile yapılan görüşmeler güncel ve doğrudan olmalıdır. İnsanlar sosyal ağlarından durumlarını en azından haftada bir güncellerken günümüz dijital çağında yılda bir yapılan performans incelemeleri ne kadar faydalı olabilir ki?

Herşey kültürle ilgili

Daha açık ve çalışan odaklı bir yaklaşım, kuruluşun tamamında çalışan kültürünün geliştirilmesine katkıda bulunur. Kurum içindeki engelleri yıkar ve insanların tek yönlü iletişim kanallarından yağan bilgi bombardımanıyla karşı karşıya kalmaları yerine bu bilgiye ihtiyaç duydukları anda erişebilmelerini sağlar. İş arkadaşları, ekip üyeleri ve yöneticiler arasında anlamlı ilişkiler kurulmasına yardımcı olurken insanlara bir yere ait oldukları ve kendilerine değer verildiği hissini kazandırırlar.

Ayrıca bu faydaların mevcut çalışanlardan da fazlasını kapsayacağı unutulmamalıdır. Çünkü cazip bir iş yeri kültürü, potansiyel çalışanlara ve gelecekte işe alınacaklara da daha cazip görünecektir. Genç çalışanlar arasında becerinin yoğun bir talep gördüğü ve deneyimli çalışanların emeklilik çağına yaklaştıkları günümüzde işletmeler, en yeteneklilere cazip kalmaya devam edebilmek için ellerinden gelen herşeyi yapmalıdır.

Son olarak, işletmelerin uygulamaya koydukları sosyal ve işbirlikçi yaklaşımların etkinliğini analiz edebilmeleri gerekir. İK ekiplerinin, bu girişimlerin işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamasını, çalışanlara fayda sağlamasını ve kuruluştan hiç kimsenin arkada veya dışarıda bırakılmamasını sağlayabilmeleri için bu analizler gereklidir.